Nil’in Kıyısında, Piramitlerin Gölgesinde: Biricik Şezo ile 3 Günlük Kahire Masalı

“Bazı seyahatler vardır; rotası haritalarla değil, birlikte yola çıktığınız insanın kalbiyle çizilir. 2007 yılıydı… Annemin ‘Hadi Mısır’a gidelim!’ demesiyle başladı her şey.”

Yorucu bir yolculuğun ardından otele adım attığımızda açlıktan bitkin düşmüştük. Çantaları açıp odaya yerleşmeye çalışırken annem çantasına uzandı; içinden taptaze ekmek, zeytin ezmesi ve peynir çıkardı. Dünyanın en kadim manzarasına —Gize Piramitleri’nin o vakur silüetine— karşı, bir annenin şefkatiyle doyurduk karnımızı. Hayatımda yediğim hiçbir lüks akşam yemeği, o anın sıcaklığının ve lezzetinin yanına yaklaşamazdı.

Gezimiz topu topu üç gündü. İlk gün katıldığımız organize tur, ne yazık ki klasik ticari pazarlama tuzaklarıyla doluydu. Piramitlerin içine girmeye fırsat bile bırakmadan, sadece önünden geçerken birkaç kare fotoğraf çekecek kadar zaman tanıdılar. Ancak günün tesellisi Mısır Müzesi oldu; Tutankhamun’un büyüleyici hazineleri ve bin yıllık sessizlik gerçekten soluk kesiciydi.

İkinci gün kontrolü elimize aldık. Tur operatörünün tüm ısrarlı itirazlarına kulak tıkayıp, günlüğü 50 dolara yerel bir taksiyle anlaştık. Kahire’yi broşürlerden değil, kalbinden keşfedecektik. İlk durağımız, kentin en sarsıcı gerçekliği olan Ölüler Şehri oldu. Mezarların bekçiliğini başlarını sokacak bir çatı karşılığında yapan yoksul insanların hayatına tanıklık ettik; hüznü ve dinginliğiyle bambaşka bir dünya…

Ardından kendimizi kadim Nil Nehri’ne bıraktık. Nil bir nehir değil, bu topraklara can veren hayatın ta kendisiydi; o teknede süzülürken bunu insanın gözünün içine sokacak kadar hissettiriyordu.

Günün devamında Eski Kahire’nin dar sokaklarında kaybolduk; sinagogların, kiliselerin ve camilerin yan yana, yüzyıllardır barış içinde komşuluk yaptığı o büyüleyici çok sesli dokuyu adımladık.

Son günümüz yarım gündü ve tamamını çarşılara ayırdık. Annem o meşhur Han el-Halili pazarında çok sevdiği yeşil taşlardan aldı. O taşlar İstanbul’a döndüğümüzde yüzük, küpe ve kolyeye dönüştü. Yüzük zamanla kaybolup gitse de kolye Gizem’de, küpe Arzu’da onun sevgisini ve ışıltısını yaşatmaya devam ediyor.

Güzel günlerdi… Annemle baş başa çıktığımız en keyifli, en unutulmaz yolculuktu.

Ruhun şad olsun güzel kadın, biricik Şezo’m…

Özet Gezi Programı

GünVakitRota & AktivitelerUlaşım / Not
1. GünSabahGize Platosu (Piramitler & Sfenks)Kalabalıktan önce erken saatte giriş
Öğleden SonraTahrir Meydanı, Mısır Müzesi (Tutankhamun Salonu)Yürüyerek veya kısa taksi
2. GünSabahÖlüler Şehri & Eski Kahire sokaklarıGünlük anlaşmalı özel taksi
ÖğleNil Nehri’nde yerel tekne / Feluka turuNehir kenarı iskeleler
İkindiKıpti Mahallesi (Kiliseler & Sinagog)Yürüyüş rotası
3. GünYarım GünHan el-Halili Çarşısı (Taş, takı ve hatıralıklar)Pazarlık ve El-Fişavi Kahvesi

Murat Aytaç sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin